Bu sözü ilk okuduğum da ortaokul, taş çatlasın Lise 1.sınıftaydım.. O zamanlar bu sözü şimdi ki kadar anlamamıştım elbet ama yine de sevmiştim.. Şimdi daha iyi anlıyorum.Masumiyet diye bişey kalmadı şimdilerde, bizden daha az suçu olana masum diyoruz sadece..
Sadece çocuklar masum şimdi, onlar da büyüyünce kalmayacak masumiyetleri. Bazısı katil bile olacak, bazısı kötü bir politikacı, bazısı dolandırıcı olacak belki ve kimi türlü suçlara bulaşacak, canlarını yakacak şimdiki yaşıtlarının!
Azınlık olacak iyilikler, iyilikse dediğim gibi suçlululardan biraz daha iyi işte..Hani kötünün iyisi!
Yıllardır her akşam kaçırmadan haberleri izlerim 10 yıl önceki haberler ve şimdikiler o kadar kötüye gitmiş ki herşey.. Ümitvar olamıyorum artık, düzelecek diyemiyorum!
Biz çocukken evimizin arkasında ki boş arazide top oynar ip atlardık, şimdi okul çıkışı gizli gizli sigara içiyor çocuklar aynı yerde.. Çocukluğumuzu kirletiyor çocuklar! Ağız dolusu küfürle birbirleriyle güya şakalaşıyorlar(!) O kadar çirkin ve o kadar üzücü ki onları izlemek.. Annemin dediğine göre arada tiner kokluyorlarmış, okuldan üniformlarıyla çıkan minicik suçlular..Şimdi camdan bir top atsam, ya da bir iple yanlarına gitsem sigaralarını bırakıp oynarlar mı dersiniz? Sanmıyorum..
Eğitim ailede başlar, okulda devam edermiş. Eğitim ?!? Hangi eğitim, nasıl bir eğitim? Karamsarım oldukça , ki ben pozitif bi insanımdır aslında..
Kitle iletişim araçları bizim çocukluğumuzdaa yararlıydı , bence şimdi tam tersi çocuk için zararlı ! Kural kaide yok artık, çocuk istediği herşeyi rahat rahat kullanabiliyor( en azından çevremdeki çocuklar).. Bize misafirliğe gelen bir bayan bana; "hadi Derya ablası, çocuğuma bilgisayarı ver de biz de rahat rahat oturalım" diyebiliyor gayet doğal bi şekilde!
Normal mi yahu artık bunlar? Ne işi var çocuğun elinde 1000-2000 liralık aletlerin? Neyse ben bitireyim artık..
Sevgiler..
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Şubat 2012 Perşembe
17 Ocak 2012 Salı
Evlat olmanın vicdan azapları..
Bazen içimi buran şeyler düşünürken buluyorum kendimi. O kadar canım sıkılıyor ki bu duruma, kendime kızıyorum ama bi yandan da iyi ki aklıma geliyor bunlar diyorum. Anne ve babayı neden birey olarak da düşünmüyorum ki diyorum ? Anneler depresyona giremez, babalar bugün canım işe gitmek istemiyor diyemez, anneler sabahtan akşama kadar internette miskinlik yapamaz, babalar üzülemez, ağlamayamazlar ! Vay be amma zormuş he çocuk gözünden anne-baba rolü!
Şimdi bunlardan bir tanesini yapsa bizimkiler acayip yadırgarım! Ama olmamalı ben yapıyorum, kardeşlerim yapıyor canlarının istediklerini. Onlar neden yapamasınlar ?
Neyse , geçen gün annem küçükken beslediği "Kaz"ından bahsetti..Evet evet bildiğimiz kaz kuşu :) Annemin eteğinin dibinden hiç ayrılmazmış, hatta gece annem ve teyzemin yanında yatmak istermiş hep. Annem o kadar hevesli anlattı ki, çok seviyormuş kazını, her yere okula bile beraber giderlermiş. Annemin kazı okulun bahçesinde annemi beklermiş. Annemi kızdıran bir çocuk olursa annem kazıyla korkuturmuş hatta.. Ama sonra kazının kanadını kırmışlar annemin :( Sonra da kendine gelememiş ve ölmüş zavallıcık..Annem çok üzülmüş çok ağlamış kazına.. Bende çok üzüldüm annem adına :((
Sonra babam; babam çok fazla çocuk olamamış en küçük kız kardeşi çok şımarık babası da fazla despot bi adammış. Babam ve ablası en ufak yanlışlarında yerleşmiş dayağı :( Yazın sinema önlerinde simit,gazoz,lahmacun satmış daha küçücükken. Bazen de kuzenlerine para vermiş benim yerime 1 gün siz çalışın babama söylemeyin diye.. Neden çalışmadın da para verip kuzenlerini çalıştırdın peki diye sorunca ? Geziyordum arkadaşlarımla, çalışmak istemiyordum o yaşta.. dedi. Sonra babama da çok üzüldüm :(
Annem köy çocuğuymuş, köyde yaşamanın verdiği zorlukların yanında tertemiz ve çok eğlenceli bi çocukluk yaşamış kardeşleriyle.Ama bi yaştan sonra en küçük kardeşine bakmak zorunda kalmış, annesi çalışınca tarlada..
Babam şehirin acımasızlığı ve hayat gailesini çok erken yaşta öğrenmiş. Klişe olacak ama belki; çocukluğunu yaşayamamış bile :(
Şimdi babam facebook,skype,twitter yahut online oyunlar için çok fazla zaman harcasa hemen benim gözüme batıyor ! Ne haddime yahu bırak adamcağızı 40 yıldan fazladır çalışıyor zaten, bırak kendiyle,çocukluğuyla kalsın biraz..
Ve annem; 'Hiç bişey yapmadım valla TV izledim tüm gün dese'; ya anne yaa diye söylenmeye başlıyorum ! Nasıl da nankörüm / nankörüz !
Anne-baba istediğiniz kadar şımarın, istediğiniz kadar TV izleyip, istediğiniz kadar gezin tozun, miskinlik yapın,internette gezinin vs..
Nasılsa ne annemin kazını geri getirebilirim , ne de babamın çocukluğunu geri verebilirim...
Ve GERÇEKTEN ÇOK ÖZÜR DİLERİM !
Şimdi bunlardan bir tanesini yapsa bizimkiler acayip yadırgarım! Ama olmamalı ben yapıyorum, kardeşlerim yapıyor canlarının istediklerini. Onlar neden yapamasınlar ?
Neyse , geçen gün annem küçükken beslediği "Kaz"ından bahsetti..Evet evet bildiğimiz kaz kuşu :) Annemin eteğinin dibinden hiç ayrılmazmış, hatta gece annem ve teyzemin yanında yatmak istermiş hep. Annem o kadar hevesli anlattı ki, çok seviyormuş kazını, her yere okula bile beraber giderlermiş. Annemin kazı okulun bahçesinde annemi beklermiş. Annemi kızdıran bir çocuk olursa annem kazıyla korkuturmuş hatta.. Ama sonra kazının kanadını kırmışlar annemin :( Sonra da kendine gelememiş ve ölmüş zavallıcık..Annem çok üzülmüş çok ağlamış kazına.. Bende çok üzüldüm annem adına :((
Sonra babam; babam çok fazla çocuk olamamış en küçük kız kardeşi çok şımarık babası da fazla despot bi adammış. Babam ve ablası en ufak yanlışlarında yerleşmiş dayağı :( Yazın sinema önlerinde simit,gazoz,lahmacun satmış daha küçücükken. Bazen de kuzenlerine para vermiş benim yerime 1 gün siz çalışın babama söylemeyin diye.. Neden çalışmadın da para verip kuzenlerini çalıştırdın peki diye sorunca ? Geziyordum arkadaşlarımla, çalışmak istemiyordum o yaşta.. dedi. Sonra babama da çok üzüldüm :(
Annem köy çocuğuymuş, köyde yaşamanın verdiği zorlukların yanında tertemiz ve çok eğlenceli bi çocukluk yaşamış kardeşleriyle.Ama bi yaştan sonra en küçük kardeşine bakmak zorunda kalmış, annesi çalışınca tarlada..
Babam şehirin acımasızlığı ve hayat gailesini çok erken yaşta öğrenmiş. Klişe olacak ama belki; çocukluğunu yaşayamamış bile :(
Şimdi babam facebook,skype,twitter yahut online oyunlar için çok fazla zaman harcasa hemen benim gözüme batıyor ! Ne haddime yahu bırak adamcağızı 40 yıldan fazladır çalışıyor zaten, bırak kendiyle,çocukluğuyla kalsın biraz..
Ve annem; 'Hiç bişey yapmadım valla TV izledim tüm gün dese'; ya anne yaa diye söylenmeye başlıyorum ! Nasıl da nankörüm / nankörüz !
Anne-baba istediğiniz kadar şımarın, istediğiniz kadar TV izleyip, istediğiniz kadar gezin tozun, miskinlik yapın,internette gezinin vs..
Nasılsa ne annemin kazını geri getirebilirim , ne de babamın çocukluğunu geri verebilirim...
Ve GERÇEKTEN ÇOK ÖZÜR DİLERİM !
22 Kasım 2011 Salı
Yine mi çicek..
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek ?
Sevgili yanındayım...
Huzur...
Aşk...
Mutluluk..
Ve bunlar için sonsuz ŞÜKÜR...
Sevgili yanındayım...
Huzur...
Aşk...
Mutluluk..
Ve bunlar için sonsuz ŞÜKÜR...
Gün boyu bu güzel kızın gülümsemesi modundayım...
Bitmesin...
Sevgiler...
27 Ekim 2011 Perşembe
Vah!
Ben 1999 depremini çok net hatırlamıyorum, biliyorum çok canlar yandı yine, biliyorum yuvalar dağıldı, mahvoldu insanlar..Ama o zamanlar bunları çok da düşünemedim çocuktum..Tv de izliyordum sadece, en çok aklımda kalan Kocaelinde bir buz pateni sahasının üstünde yatan cenazelerdi! Hiç gitmez o görüntü aklımdan..
Sonra Düzce depremi oldu, biz o depremi az da olsa Samsunda da hissettik. En net hatırladığım deprem sarsıntısı da o oldu.. Babam kolonların altına aldı bizi bekledik bir süre.. Canlı yayında Ali Kırca şu an deprem oluyor dedi çok korktum!
Ben neredeyse 1 haftadır hiçbir şeye konsantre olamıyor,doğru dürüst başka şeylerden bahsedemiyorum.. İlk önce gencecik şehitlerimize içim yandı,kuzenim o bölgede asker haber alana kadar yerimizden kıpırdayamadık, aldık haberi ama yine de sevinemedik ! Pazar gününden itibaren de Van depremine takıldım kaldım.. 6,6 dendi ilk önce sonra 7,2 diye düzeltildi.. Ayrılamadım hiç bir kitle iletişim aracından, bişeyler yapmalı dedim!
Çünkü hatırladım çocukluğumdaki depremlerin o görüntüsünü, bizi hiç etkilemese de, depremden ne çok korktuğumu hatırladım! Peki ya dedim oradaki küçücük bedenler, ne yaptılar o koca betonların altında, nasıl dayandılar ki, küçücük sırtlarındaki onca ağırlığa..Ne çok ağladılar kimbilir ve ne çok aradılar ana-babalarını yakınlarda! Bunları düşündükçe kahroldum, mahvoldum, vicdanım uyutmadı, kayıtsız asla kalamazdım!
Samsunda henüz bir yardım masası oluşturulmamıştı aradım,taradım,sordum mail attım! Tweet attım yetkililere.Zengin, fakir herkesi aradım, mesaj attım, iş yerlerine gittim, şu lazım, bu lazım bir bir anlattım, elimden geleni yaptım!Belki de yapamadım, daha mı fazlası gelmeliydi elden Van'a mı gidilmeliydi, elinden mi tutulmalıydı küçük bir kızın, gözyaşını silmeli miydi oğlumm diye feryat eden amcanın? Montuna sarıp sarmalamalı mıydı minik elleri, kolları? Masal mı anlatmalıydı, unutsunlar biraz o enkazı biraz masalla aldanıp, prenses,prens sansınlar kendilerini ?
Unutulmasın ne olur Van,unutulmasın minicik eller, kocaman gözler, herşeyden habersiz temiz yürekler... Tek temennim budır.. Ahkam kesmek, akıl vermek değil asla niyetim, kimseye yardım çağrısı da yapmıyorum sadece içimden geçenler bunlar..Bir dua bile yeter... Sevgiler...
Sonra Düzce depremi oldu, biz o depremi az da olsa Samsunda da hissettik. En net hatırladığım deprem sarsıntısı da o oldu.. Babam kolonların altına aldı bizi bekledik bir süre.. Canlı yayında Ali Kırca şu an deprem oluyor dedi çok korktum!
Ben neredeyse 1 haftadır hiçbir şeye konsantre olamıyor,doğru dürüst başka şeylerden bahsedemiyorum.. İlk önce gencecik şehitlerimize içim yandı,kuzenim o bölgede asker haber alana kadar yerimizden kıpırdayamadık, aldık haberi ama yine de sevinemedik ! Pazar gününden itibaren de Van depremine takıldım kaldım.. 6,6 dendi ilk önce sonra 7,2 diye düzeltildi.. Ayrılamadım hiç bir kitle iletişim aracından, bişeyler yapmalı dedim!
Çünkü hatırladım çocukluğumdaki depremlerin o görüntüsünü, bizi hiç etkilemese de, depremden ne çok korktuğumu hatırladım! Peki ya dedim oradaki küçücük bedenler, ne yaptılar o koca betonların altında, nasıl dayandılar ki, küçücük sırtlarındaki onca ağırlığa..Ne çok ağladılar kimbilir ve ne çok aradılar ana-babalarını yakınlarda! Bunları düşündükçe kahroldum, mahvoldum, vicdanım uyutmadı, kayıtsız asla kalamazdım!
Samsunda henüz bir yardım masası oluşturulmamıştı aradım,taradım,sordum mail attım! Tweet attım yetkililere.Zengin, fakir herkesi aradım, mesaj attım, iş yerlerine gittim, şu lazım, bu lazım bir bir anlattım, elimden geleni yaptım!Belki de yapamadım, daha mı fazlası gelmeliydi elden Van'a mı gidilmeliydi, elinden mi tutulmalıydı küçük bir kızın, gözyaşını silmeli miydi oğlumm diye feryat eden amcanın? Montuna sarıp sarmalamalı mıydı minik elleri, kolları? Masal mı anlatmalıydı, unutsunlar biraz o enkazı biraz masalla aldanıp, prenses,prens sansınlar kendilerini ?
Unutulmasın ne olur Van,unutulmasın minicik eller, kocaman gözler, herşeyden habersiz temiz yürekler... Tek temennim budır.. Ahkam kesmek, akıl vermek değil asla niyetim, kimseye yardım çağrısı da yapmıyorum sadece içimden geçenler bunlar..Bir dua bile yeter... Sevgiler...
Enkazın başında bir umut sıkıca oğlunun oyuncak kılıcına sarılan baba, Allah sana sabır versin.. Tesellisi yok bunun.Allah, depremlerde evlerinin yıkılmasına sebep olan, dahası ailesinin yitmesine sebep olan; dandik inşaatçıların,vicdansızların belasını versin!
7 Ekim 2011 Cuma
Geçmiş zamanlar..da!
Sevgili BABA'nın şu yazısıyla bu kaydı oluşturma fikri hasıl oldu bende. O kaydı okuyunca acaba dedim benim anne-babam ben o yaşlardayken ne düşünüyorlardı? Nasıl bir ergenlik geçirttim onlara? Hatırlayınca vallahi üzüldüm bizimkilere..
Ortaokulda çooook şişman bir çocuktum, 72'yi falan görmüştüm basküle çıktığımda. O dönemlere ait fotoğraflarım sandıkların en diplerinde aslında bir tarayıcım olsa ben buraya yüklerdim ama yok maalesef. Düşünün işte saçlarının uzunluğu kulaklarında bayağı bir gıdığı olan,yuvarlak surat,etli yanak, bariz şişko bir kız çocuğu! Tam olarak tasvirim buydu o zamanlar. Bu kilolar yüzünden asosyal olmuştum, doğum günü partilerine, sınıfça gidilen pikniklere, 4-5 arkadaş buluşup sinemaya falan gitmiyordum tabi ki.. Hiç bişey yapamadığım için kendimi derslerime vermiştim ki bu yüzden ortaokulda derslerim diğerlerinden oldukça iyiydi. Kilolarımın sorumlusu anne-babamdı benim için, neden bana dur dememişlerdi ki? Evde sürekli suskundum , içime kapanık dolaşıyordum. taa ki Lise zamanlarıma kadar.
O kilonun bir kısmını yaz tatilinde bisiklet tepesinde geçirdiğim için verdim! Şöyle 10kg kadar verdim ama yine tombulum. Artık isyanım herşeye anneye,babaya, okula, düzene, eğitime herşeye :) Eve gelir gelmez odama geçiyor ve ordan asla çıkmıyorum. Annem kapıma gelip kızım birazda bizimle otur içerde, hep burdasın diyor ,hayır diyorum ben burda iyiyim.
Çok acayip sosyalistim o sıralar, önüme gelen herkese anlatıyorum sosyalizmi..(Ne haddime acaba) Siyahtan başka renk giymiyor, rock ve protest müzikten başka bişey dinlemiyor ve deli gibi sigara içiyorum! Başka tür müzik dinleyenleri anlamıyor, TSM seven babama gülüyorum, arabada giderken onun dinlediğine dayanamayıp kavga ediyorum !
Bi de bateri istiyorum babamdan sanki hakediyormuşum gibi! Derslerim berbat, kimi zaman okula kafama göre gitmiyorum bile, okul da neymiş, daha önemli meseleler var halledilecek, bunları konuşuyoruz, arkadaşlarla, ne yapmalı diye..? Bateri almıyor tabi ki babam bana (ki o zaman alabilecek gücü de vardı) harçlıklarımı biriktirip 2.el bi bateri alacaktım ama olmadı, o para başka şeylere gitti. Ama hala ilk bagetlerimi saklarım! İçimde ukde kalan bateriyi sonraları bateri dersi alarak azıcık da olsa gidermiştim.Bu ergenlik dönemi hayatın gerçekten (!) gerçeklerini anladığım yıllarda bitti.. Tüm isyanlarım 18 yaşımdı sanırım, derin bir sessizliğe büründü, çünkü evimizde tüm dünyanın sorunlarından daha büyük sorunlar oluşmaya başlamıştı, neyse..
Sözün özü ailemden özür diliyorum yahu! Ne zorlamışım onların sınırlarını, ben olsam ne yapardım, ne ederdim böyle bir çocuğa? Laftan anlamayan, kafasının dikine giden, sokaklardan eve gelmeyen, odasından asla çıkmayan! Her söyleneni saçma bulan.. Büyüklerine kimi zaman saygısızlık eden ! Allah anne-babamı başımdan eksik etmesin, onlara minnettarım o zorlu dönemde beni yinede (!) anlamaya çalıştıkları için..
Ortaokulda çooook şişman bir çocuktum, 72'yi falan görmüştüm basküle çıktığımda. O dönemlere ait fotoğraflarım sandıkların en diplerinde aslında bir tarayıcım olsa ben buraya yüklerdim ama yok maalesef. Düşünün işte saçlarının uzunluğu kulaklarında bayağı bir gıdığı olan,yuvarlak surat,etli yanak, bariz şişko bir kız çocuğu! Tam olarak tasvirim buydu o zamanlar. Bu kilolar yüzünden asosyal olmuştum, doğum günü partilerine, sınıfça gidilen pikniklere, 4-5 arkadaş buluşup sinemaya falan gitmiyordum tabi ki.. Hiç bişey yapamadığım için kendimi derslerime vermiştim ki bu yüzden ortaokulda derslerim diğerlerinden oldukça iyiydi. Kilolarımın sorumlusu anne-babamdı benim için, neden bana dur dememişlerdi ki? Evde sürekli suskundum , içime kapanık dolaşıyordum. taa ki Lise zamanlarıma kadar.
O kilonun bir kısmını yaz tatilinde bisiklet tepesinde geçirdiğim için verdim! Şöyle 10kg kadar verdim ama yine tombulum. Artık isyanım herşeye anneye,babaya, okula, düzene, eğitime herşeye :) Eve gelir gelmez odama geçiyor ve ordan asla çıkmıyorum. Annem kapıma gelip kızım birazda bizimle otur içerde, hep burdasın diyor ,hayır diyorum ben burda iyiyim.
Çok acayip sosyalistim o sıralar, önüme gelen herkese anlatıyorum sosyalizmi..(Ne haddime acaba) Siyahtan başka renk giymiyor, rock ve protest müzikten başka bişey dinlemiyor ve deli gibi sigara içiyorum! Başka tür müzik dinleyenleri anlamıyor, TSM seven babama gülüyorum, arabada giderken onun dinlediğine dayanamayıp kavga ediyorum !
Özgür olmak istiyorum , anne-baba, okul vs herşey saçma! Ben özgürüm istediğimi yaparım, diyorum ve gerçekten bu şehrin sokaklarında tabuları yıkıyoruz arkadaşlarımla.. Gitarlar çalıp şarkılar söylerek harçlığımızı çıkarmaya başlıyoruz. Sadece siyah giyiyoruz dedim ya siyahtan başka bir renge katlanamıyoruz.
Aşığız, aynı zamanda aşık olduğumuz adamlara sinirliyiz, ona da isyan ediyoruz :) Meydanlarda bağırıken yerel gazetede fotolarımı görüyorlar anne ve babam, çok fena kavga ediyoruz yine; gitmeyeceksin, gidicem... Ve yine seslerini susturuyorum onların protest müziğimin son sesiyle..
Sözün özü ailemden özür diliyorum yahu! Ne zorlamışım onların sınırlarını, ben olsam ne yapardım, ne ederdim böyle bir çocuğa? Laftan anlamayan, kafasının dikine giden, sokaklardan eve gelmeyen, odasından asla çıkmayan! Her söyleneni saçma bulan.. Büyüklerine kimi zaman saygısızlık eden ! Allah anne-babamı başımdan eksik etmesin, onlara minnettarım o zorlu dönemde beni yinede (!) anlamaya çalıştıkları için..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






