Geçenler de Okan Bayülgen harika bir program yaptı.Adı da "90'lar Diskosu" idi. Biz kız kardeşler olarak kilitlendik programa hani sabaha kadar sürse izlerdik eminim..
Program boyunca o zaman ki şarkılar,klipler,oyunlar vs konuşuldu. Belki kız kardeşlerin yaşı başı çok fazla değildi ama 90'lı yıllarda biz çocuktuk. Kendimizce doksanları yorumladık. Bakın aklımıza neler geldi, o zamanlara ait
Bizce 90'lar; Okul bahçesinin kapısında bekleyen satıcı amcalardı.(Hani annelerimizin; 'sakın okul dışındaki satıcılardan bişey alma,zehirlenirsin' dedikleri amcalar)..
-O amcalardan alınan leblebi tozuydu. O leblebi tozunun soluk borumuza kaçmasıyla mütevellit , boğulma tehlikesi atlamamızdı.
-Yine aynı amcaların lacivert renkli kollarına asabildikleri kapalı sandıklar için de sattıkları o lahmacunlardan almaktı.
-Ve yine o amcalardan satın alınan "Eskimo" adıyla satılan meyveli buzlardı. Kardeşim biz onları "Meybuz" olarak tanırdık diyor ama benim ve Seda'nın ilk okul zamanında adı "Eskimo" idi.
-Yazlık evimizdeki merdaneli çamaşır makineleriydi, makineler diyorum çünkü çok kalabalıktık ve 2 tane vardı. O merdanenin arkasından çıkan çamaşırları çamaşır selesine yerleştirmesinde, anneye yardım etmekti.
-Bisiklet sürmeyi öğrenmekti, öğrenmeye çalışırken çok fazla düşmek , dizi ve dirseği çürütmekti. Seda'nın "Beldesan Kuğu" benimse "BMX" bisikletimdi.. Bersu'nun minicik 4 tekerlekli bisikletiyle peşimizden gelmeye çalışmasıydı.

-Babam ve annemin yaz akşamları, dostlarıyla Suavi,Edip Akbayram, Ahmet Kaya dinlemesi,şarkılara eşlik etmesiydi..Bu yüzden ilk öğrendiğim şarkının; "Saza niye gelmedin, söze niye gelmedin" olmasıydı.
-Yılbaşı geceleri saat 12'ye kadar beklemeye çalışmaktı , 12'de yılda sadece yılbaşı gecesi çıkan dansözü hayranlıkla izlemekti.
-Annemin okula gönderirken cebimize koyduğu telefon jetonuydu. Annemin, acil bişey olduğunda ara bu jetonla diye tembih etmesi, ama benim ilk tenefüste koşa koşa jetonla eve telefon edişimdi.Ne yapıyorsunuz demek için sadece :)
-Beslenme çantamıza koyulan sandviç, meyveler ve küçük kutu süttü. Annem bitiremediğini geri getir diye tembih etmesiydi. Bitiremediğim sütü beslenme çantasına geri koyup sallaya sallaya eve gelişimdi..Üstüm başım süt içinde :)
-90'lar yaramazlığımızdı, Seda ile benim inanılmaz kavgalarımızdı. Camı çerveceleri indirişimizdi.Annemin dayaklarıydı.
-Kur'an kurslarından hemen sonra, sitenin tüm çocuklarıyla denize koşuşturmalarımızdı.
- İlk kaset alma heyecanlarıydı, Hadi yine iyisin, iyisin, iyisin en sevdiğimiz şarkıydı.Seda'nın ilk kez aşık oluşuydu.
-Dansa davet oynamaktı, sandalye kapmaca, beş taştı.
-Adam olacak çocuktu, bizimkilerdi, süper babaydı, akşam saat 8'de uykuya dalmaktı. Sadece pazar günleri bizimkiler bitene kadar oturabilmekti.
-Parliament sinema kulübünden sinema izlemek için can atmaktı ama asla izin verilmemesiydi.
-Kolalı yakalıkları giyinmekti mavi önlüklerle, tertemiz kumaş mendillerimizdi süslü,püslü.
-Okulda kaçamak şişe cola içmekti tüm parayla.
-Arı Maya silgileriydi mis gibi kokusuyla.
90'larda çocukluk çok daha değerliydi,istediklerimize hemen sahip olamıyor,sahip olduklarımıza da gözümüz gibi bakıyor bıkmadan usanmadan kullanıyorduk. Şimdi herşey çok kolay..Arkadaşımın 2 yaşındaki bebeği bile benden iyi tablet bilgisayar kullanır durumda.. Sadece biraz ağlıyor ve istiyor hemen eline tutuşturuveriliyor,telefon,pc,yahut herhangi bir büyük oyuncağı..
Bakalım bizim çocuklar nasıl olacak ?
Sevgiler..
He bide..Zıııttt! Erenköy...


