Gani geldi geçen hafta sonu yıldönümümüz olan 28-Ekim için , Kankoşum geldi İstanbuldan bayağı bir burda Samsunda kalacak! Oldukça yoğun geçiriyor kız kardeşler günlerini.. Ve ben hayatımın en güzel teklifini aldım Gani'den ! Tam anlamıyla ; şok,sevinç,hüzün,şaşkınlık,utanma bu hisleri beraber aynı anda yaşadım!
28-Ekim günü tüm gün başbaşa geçireceğimizi sanıyordum ben! Günü dolu dolu yaşadık Gani'yle kahvaltı ettik bir güzel sonra tatlımızı yedik, kahve içtik, arabayla sahilde dolandık daha sonra akşam yemek için şık bi yer ayarladığını, akşam için hazırlanmam gerektiğini söyledi, Gani. Neyse ben cicilerimi giydim bekliyorum Gani geldi, o da gayet şıktı. Biz restoranın yemek kısmında bişeyler atıştırıp ilişkimizin ilk günlerinden itibaren konuşmaya başladık. İlk buluşma, ilk yemek,ilk sinema.Anlattıkça nasıl da geçmiş zaman diye düşünüp durdum. Hani bu konuştuklarım daha dün gibiydi ama değil işte bayağı bi 3-4 yıl öncesiydi. Sonra dönüm noktaları en çok güldüklerimiz, en çok üzüldüklerimiz,derken Gani hadi eğlence bölümüne geçelim dedi.. Restoranın alt katı eğlence bölümüydü bir şarkıcı eğlendiriyor içkiniz eşliğinde sizde kah hüzünleniyor, kah kalkıp kurtlarınızı döküyorsunuz.. Daha önce de bir çok kez gelmişliğimiz vardı mekana, bildiğim bi yerdi.Alt katta garson bize 8 kişilik bir masayı gösterdi oturmamız için.. Ben oturdum ama Ganiye diyorum ki adam bizi yanlış masaya oturttu , Gani de; eğer yanlışsa kalkarız eğlenmene bak dedi.Neyse ben cidden takmıyorum şarkılara eşlik ediyorum, gayet eğleniyorum. Derken sahnedeki şarkıcı; Gani bey bu şarkı sizin için lütfen dansa bekliyorum sizi dedi. Ben şok! Zaten utanırım dans etmekten ki nadir dans ederim, kaçınırım danstan ki bilmem zaten :)Herkes oturuyor, tüm masalar bize bakıyor ben ve Gani sahnede! Neyse kalktık dans ediyoruz! Gani'ye neden kimse kalkmıyor birileri gelse de biz kaybolsak, Allah'ım nedir bu falan diyorum dans ederken..Neyse şarkının sonlarına geliyoruz şükür..
Birden kapıdan Seda, Bersu, Elif, Merve,Tolga, diğer Elifim,Aysu girdi! Nasıl ya diye bakıyorum ne işiniz var burda? Ve o sırada Bersu'nun elinde de cep telefonu bizi çekiyor..
Onlar oturdular masaya ben hala anlamadım! Müzik bitti, şarkıcı bizi sahneye davet etti, ben o kadar insanın gözü önünde nasıl duracağım sahnede bilememezlikten salak salak etrafı izliyorum.Ne olacak şimdi diyorum? derken Gani aldı eline mikrofonu ; geçen 4 yılımızla alakalı bir kaç şey söyledikten sonra bana dönereke; en doğru insan sensin, benimle evlenir misin, dedi! Bana ateş bastı, dizlerim titriyor herkes alkışlayıp bize bakıyor! Merve duygulanmış ağlıyor! Bir masa da oturanlar densiz bir şekilde; hayır yapma, yakma kendini diye ısrar ediyor.. Kulağım uğulduyor sonra, mikrofon bana geliyor, tabi ki Evet ! çıkıyor ağzımdan.. Sonrasında şarkıcı cebinden Gani'ye yüzük kutusu veriyor ve Gani bana yüzük takıyor ben hala bunları rüya falan sanıyorum!Sarılıyorum Gani'ye şarkıcı bırakmıyor bizi sahnede oynayacaksınız diyor! Ben tutuldum, Ganide öyle saçma sapan hareketler yapıyoruz, oynamak adına! :))
En sevdiğim yanımda hatta en sevdiklerim tüm kız kardeşlerim benimle! Hepsi sahneye geliyor ve karşılıklı göbek atıyor,sarılıyor,gülüyoruz! Harika bi geceydi!Daha güzeli olamazdı benim için, çok özel hissettim kendimi,uyuyamadım tüm gece boyunca..
Ertesi gün Gani'ye detaylı bi biçimde anlattırdım nasıl geliştiğini tüm sürprizin! Ben hep düşünürdüm nasıl bir teklif alacağım diye.. Mükemmeldi tek kelimeyle..
Şimdi sıra geldi isteme merasimine..
Sevgiler..
31 Ekim 2011 Pazartesi
27 Ekim 2011 Perşembe
Vah!
Ben 1999 depremini çok net hatırlamıyorum, biliyorum çok canlar yandı yine, biliyorum yuvalar dağıldı, mahvoldu insanlar..Ama o zamanlar bunları çok da düşünemedim çocuktum..Tv de izliyordum sadece, en çok aklımda kalan Kocaelinde bir buz pateni sahasının üstünde yatan cenazelerdi! Hiç gitmez o görüntü aklımdan..
Sonra Düzce depremi oldu, biz o depremi az da olsa Samsunda da hissettik. En net hatırladığım deprem sarsıntısı da o oldu.. Babam kolonların altına aldı bizi bekledik bir süre.. Canlı yayında Ali Kırca şu an deprem oluyor dedi çok korktum!
Ben neredeyse 1 haftadır hiçbir şeye konsantre olamıyor,doğru dürüst başka şeylerden bahsedemiyorum.. İlk önce gencecik şehitlerimize içim yandı,kuzenim o bölgede asker haber alana kadar yerimizden kıpırdayamadık, aldık haberi ama yine de sevinemedik ! Pazar gününden itibaren de Van depremine takıldım kaldım.. 6,6 dendi ilk önce sonra 7,2 diye düzeltildi.. Ayrılamadım hiç bir kitle iletişim aracından, bişeyler yapmalı dedim!
Çünkü hatırladım çocukluğumdaki depremlerin o görüntüsünü, bizi hiç etkilemese de, depremden ne çok korktuğumu hatırladım! Peki ya dedim oradaki küçücük bedenler, ne yaptılar o koca betonların altında, nasıl dayandılar ki, küçücük sırtlarındaki onca ağırlığa..Ne çok ağladılar kimbilir ve ne çok aradılar ana-babalarını yakınlarda! Bunları düşündükçe kahroldum, mahvoldum, vicdanım uyutmadı, kayıtsız asla kalamazdım!
Samsunda henüz bir yardım masası oluşturulmamıştı aradım,taradım,sordum mail attım! Tweet attım yetkililere.Zengin, fakir herkesi aradım, mesaj attım, iş yerlerine gittim, şu lazım, bu lazım bir bir anlattım, elimden geleni yaptım!Belki de yapamadım, daha mı fazlası gelmeliydi elden Van'a mı gidilmeliydi, elinden mi tutulmalıydı küçük bir kızın, gözyaşını silmeli miydi oğlumm diye feryat eden amcanın? Montuna sarıp sarmalamalı mıydı minik elleri, kolları? Masal mı anlatmalıydı, unutsunlar biraz o enkazı biraz masalla aldanıp, prenses,prens sansınlar kendilerini ?
Unutulmasın ne olur Van,unutulmasın minicik eller, kocaman gözler, herşeyden habersiz temiz yürekler... Tek temennim budır.. Ahkam kesmek, akıl vermek değil asla niyetim, kimseye yardım çağrısı da yapmıyorum sadece içimden geçenler bunlar..Bir dua bile yeter... Sevgiler...
Sonra Düzce depremi oldu, biz o depremi az da olsa Samsunda da hissettik. En net hatırladığım deprem sarsıntısı da o oldu.. Babam kolonların altına aldı bizi bekledik bir süre.. Canlı yayında Ali Kırca şu an deprem oluyor dedi çok korktum!
Ben neredeyse 1 haftadır hiçbir şeye konsantre olamıyor,doğru dürüst başka şeylerden bahsedemiyorum.. İlk önce gencecik şehitlerimize içim yandı,kuzenim o bölgede asker haber alana kadar yerimizden kıpırdayamadık, aldık haberi ama yine de sevinemedik ! Pazar gününden itibaren de Van depremine takıldım kaldım.. 6,6 dendi ilk önce sonra 7,2 diye düzeltildi.. Ayrılamadım hiç bir kitle iletişim aracından, bişeyler yapmalı dedim!
Çünkü hatırladım çocukluğumdaki depremlerin o görüntüsünü, bizi hiç etkilemese de, depremden ne çok korktuğumu hatırladım! Peki ya dedim oradaki küçücük bedenler, ne yaptılar o koca betonların altında, nasıl dayandılar ki, küçücük sırtlarındaki onca ağırlığa..Ne çok ağladılar kimbilir ve ne çok aradılar ana-babalarını yakınlarda! Bunları düşündükçe kahroldum, mahvoldum, vicdanım uyutmadı, kayıtsız asla kalamazdım!
Samsunda henüz bir yardım masası oluşturulmamıştı aradım,taradım,sordum mail attım! Tweet attım yetkililere.Zengin, fakir herkesi aradım, mesaj attım, iş yerlerine gittim, şu lazım, bu lazım bir bir anlattım, elimden geleni yaptım!Belki de yapamadım, daha mı fazlası gelmeliydi elden Van'a mı gidilmeliydi, elinden mi tutulmalıydı küçük bir kızın, gözyaşını silmeli miydi oğlumm diye feryat eden amcanın? Montuna sarıp sarmalamalı mıydı minik elleri, kolları? Masal mı anlatmalıydı, unutsunlar biraz o enkazı biraz masalla aldanıp, prenses,prens sansınlar kendilerini ?
Unutulmasın ne olur Van,unutulmasın minicik eller, kocaman gözler, herşeyden habersiz temiz yürekler... Tek temennim budır.. Ahkam kesmek, akıl vermek değil asla niyetim, kimseye yardım çağrısı da yapmıyorum sadece içimden geçenler bunlar..Bir dua bile yeter... Sevgiler...
Enkazın başında bir umut sıkıca oğlunun oyuncak kılıcına sarılan baba, Allah sana sabır versin.. Tesellisi yok bunun.Allah, depremlerde evlerinin yıkılmasına sebep olan, dahası ailesinin yitmesine sebep olan; dandik inşaatçıların,vicdansızların belasını versin!
24 Ekim 2011 Pazartesi
Yazacağım 1-2 satır ama dopdolu!
Şehitlerimize ağlarken, Van depremi içimi yaktı benim..
Yazacak birşey bulamıyorum ama yardım edebilirim diye düşünüyorum!
Lütfen Vandaki vatandaşlarımıza yardım edelim..
Bebekler,çocuklar buz gibi havada dışardalar,açlar,barınamıyorlar!
Yardım göndermek istiyorsanız PTT ve MNG kargo yollanacak yardımlar için kargo ücreti almıyor!
Öncelikli olarak ;İçme suyu,kuru gıda,battaniye,çorap,ısıtıcı,bebek maması,hijyenik kadın pedi..!
Sevgiler..
Yazacak birşey bulamıyorum ama yardım edebilirim diye düşünüyorum!
Lütfen Vandaki vatandaşlarımıza yardım edelim..
Bebekler,çocuklar buz gibi havada dışardalar,açlar,barınamıyorlar!
Yardım göndermek istiyorsanız PTT ve MNG kargo yollanacak yardımlar için kargo ücreti almıyor!
Öncelikli olarak ;İçme suyu,kuru gıda,battaniye,çorap,ısıtıcı,bebek maması,hijyenik kadın pedi..!
Sevgiler..
15 Ekim 2011 Cumartesi
Hepatit senden artık korkmuyorum!
Bizim aile hekimimiz gerçekten çok ilgilidir sağolsun. Evimize telefon açıp sağlığımızı, sıhhatimizi soracak kadar ilgili, aşı günlerini hatırlatır,aşıyla ilgili bilgiler verir,neden bu aşıyı yaptırmalıyız anlatır. Bizde bu duyarlılığa cevap verip, ailecek takip edip aşımızı aksatmadan yaptırırız.
Geçen gün benim Hepatit'e karşı bağışıklığımın artıp artmadığını (aşı tutmuş mu)öğrenmek için kan vermeye gittim. Aşıdan, iğneden asla korkmam ama kan alınırken damarımın çatlatılmasından ve 1 ay boyunca mosmor kolla gezmekten nefret ederim! Kanı alan çocuk(!) Sağlık Meslek Lisesi stajyeriymiş, önlüğü falan yoktu üstünde onu geçtim elinde eldiveni yoktu. Eldiven takmayacak mısın diye sordum, eldiven sizin için değil benim için koruyucudur, diye cevap verdi. Hiç olmazsa yıkar mısınız elinizi dedim, beni dinlemeden aldı kanımı! Ben özellikle lütfen damarıma zarar vermeden alın dediysem de şu an kolum mosmor! Yani o kadar baştan savma yapıyorlar ki bu kadar önemli işleri, inanamıyorum! Neyse bu kadar olumsuzluğun ardından sonuçlarım çok iyi çıktı artık Hepatit'e karşı gayet güçlüyüm, savunmam çok iyiymiş! Bağışıklığım çok artmış! Maşallah diyorum kendime ve Sevgiler...
Geçen gün benim Hepatit'e karşı bağışıklığımın artıp artmadığını (aşı tutmuş mu)öğrenmek için kan vermeye gittim. Aşıdan, iğneden asla korkmam ama kan alınırken damarımın çatlatılmasından ve 1 ay boyunca mosmor kolla gezmekten nefret ederim! Kanı alan çocuk(!) Sağlık Meslek Lisesi stajyeriymiş, önlüğü falan yoktu üstünde onu geçtim elinde eldiveni yoktu. Eldiven takmayacak mısın diye sordum, eldiven sizin için değil benim için koruyucudur, diye cevap verdi. Hiç olmazsa yıkar mısınız elinizi dedim, beni dinlemeden aldı kanımı! Ben özellikle lütfen damarıma zarar vermeden alın dediysem de şu an kolum mosmor! Yani o kadar baştan savma yapıyorlar ki bu kadar önemli işleri, inanamıyorum! Neyse bu kadar olumsuzluğun ardından sonuçlarım çok iyi çıktı artık Hepatit'e karşı gayet güçlüyüm, savunmam çok iyiymiş! Bağışıklığım çok artmış! Maşallah diyorum kendime ve Sevgiler...
11 Ekim 2011 Salı
Don't Worry.. Be Happy !
Ben mutluyum!
Evet mutluyum küçük yeğenim Yaren'imin beni düşünerek verdiği sticker yüzünden çok mutluyum, ablam; canım tatlı birşeyler çekti diye en sevdiğim bisküviden verdiği için mutluyum, 15 gün sonra Gani gelecek diye mutluyum,dostlarımla dün gece harika bir gece geçirdiğim için ve Elifim bana mükemmel bir salata hazırladığı için çok mutluyum!
*Yaren'imin bana hediye ettiği sticker :) Cüzdanımın içinde yerini aldı bile..
Bu arada Sütaş Süzme Peynir'i denedim bugün aman Allah'ım ne kadar harika bir tat o öyle? Bundan sonra favori peynirimiz.. Bak bunu tattığım için de mutluyum ;)
Ama bu ara bu şarkıyı başa çekip dinlerken hiç mutlu değilim :(
Sevgiler..
Evet mutluyum küçük yeğenim Yaren'imin beni düşünerek verdiği sticker yüzünden çok mutluyum, ablam; canım tatlı birşeyler çekti diye en sevdiğim bisküviden verdiği için mutluyum, 15 gün sonra Gani gelecek diye mutluyum,dostlarımla dün gece harika bir gece geçirdiğim için ve Elifim bana mükemmel bir salata hazırladığı için çok mutluyum!
*Yaren'imin bana hediye ettiği sticker :) Cüzdanımın içinde yerini aldı bile..
Bu arada Sütaş Süzme Peynir'i denedim bugün aman Allah'ım ne kadar harika bir tat o öyle? Bundan sonra favori peynirimiz.. Bak bunu tattığım için de mutluyum ;)
Ama bu ara bu şarkıyı başa çekip dinlerken hiç mutlu değilim :(
Sevgiler..
10 Ekim 2011 Pazartesi
Her aşık gibi...
Sevgiliye ithafen;
Aşık insan kendini hemen ele verir, saklayamaz kendini.. Ben de elevermeye başlamıştım yavaş yavaş. Güya aşık olmayacaktım ya işte, palavranın ta kendisi! Aşıktım yine başımda kavak yelleri. Ben aşık olduğum zaman salaklaşırım, (kim olmaz ki zaten), ben aşıkken mantığım devre dışı olur, ben aşıksam eğer herşeyi yapabilecek güce sahibim. Üstelik karşımdakinin benim ona aşık olduğum kadar, bana aşık olması gerekmez! Aşıksam bu aşık olduğum adamı ilgilendirmez. Ben kendi içime bakarım, kendi kalbimin yoluna ve o yolda yürümeye başlarım tüm engelleri birer birer yıkıp geçerek.
2007 Sonbahar aşkımın karşılıklı olduğunu öğrendiğimde daha da çağladı yüreğimden geçenler.. Benden uzaktaydı ama umrumda değildi, nasılsa ben bu yola başkoymuştum artık ve geri dönüşü yoktu! İlk kez kendi başıma şehir dışına çıktım, bu belki çok basit ne var bunda diyeceksiniz ama benim için bir tabuydu.. İyi ki yıkmışım bu tabuyu yoksa çok pişman olacak ve belki de şimdikinden çok daha mutsuz olacaktım.İlk kez gittiğim o şehirde, bulduğum huzuru uzun yıllar bulamamıştım hiçbir şeyde! 4 yıl önce karlı bir Üsküdar sabahı kavuştuk sevgiliyle.
2011 Sonbahar, o Üsküdar sabahındaki gibi hala yüreğimde kanat çırpan kuşlar, ne zaman aklıma düşsen (ki çoğu zaman ordasın) içimi sarar tüm aşk dolu 4 yılın sıcaklığı. Hayallerimizin başlangıcındayız şimdi seninle sevgili, bak 1 ay sonra bu kez de herkesin önünde söz vereceğiz birbirimize.. Tıpkı 4 yıl önce Üsküdar'da söz verdiğimiz gibi ..
Seni seviyorum..
Aşık insan kendini hemen ele verir, saklayamaz kendini.. Ben de elevermeye başlamıştım yavaş yavaş. Güya aşık olmayacaktım ya işte, palavranın ta kendisi! Aşıktım yine başımda kavak yelleri. Ben aşık olduğum zaman salaklaşırım, (kim olmaz ki zaten), ben aşıkken mantığım devre dışı olur, ben aşıksam eğer herşeyi yapabilecek güce sahibim. Üstelik karşımdakinin benim ona aşık olduğum kadar, bana aşık olması gerekmez! Aşıksam bu aşık olduğum adamı ilgilendirmez. Ben kendi içime bakarım, kendi kalbimin yoluna ve o yolda yürümeye başlarım tüm engelleri birer birer yıkıp geçerek.
2007 Sonbahar aşkımın karşılıklı olduğunu öğrendiğimde daha da çağladı yüreğimden geçenler.. Benden uzaktaydı ama umrumda değildi, nasılsa ben bu yola başkoymuştum artık ve geri dönüşü yoktu! İlk kez kendi başıma şehir dışına çıktım, bu belki çok basit ne var bunda diyeceksiniz ama benim için bir tabuydu.. İyi ki yıkmışım bu tabuyu yoksa çok pişman olacak ve belki de şimdikinden çok daha mutsuz olacaktım.İlk kez gittiğim o şehirde, bulduğum huzuru uzun yıllar bulamamıştım hiçbir şeyde! 4 yıl önce karlı bir Üsküdar sabahı kavuştuk sevgiliyle.
2011 Sonbahar, o Üsküdar sabahındaki gibi hala yüreğimde kanat çırpan kuşlar, ne zaman aklıma düşsen (ki çoğu zaman ordasın) içimi sarar tüm aşk dolu 4 yılın sıcaklığı. Hayallerimizin başlangıcındayız şimdi seninle sevgili, bak 1 ay sonra bu kez de herkesin önünde söz vereceğiz birbirimize.. Tıpkı 4 yıl önce Üsküdar'da söz verdiğimiz gibi ..
Seni seviyorum..
"D&G"-07-∞
7 Ekim 2011 Cuma
Geçmiş zamanlar..da!
Sevgili BABA'nın şu yazısıyla bu kaydı oluşturma fikri hasıl oldu bende. O kaydı okuyunca acaba dedim benim anne-babam ben o yaşlardayken ne düşünüyorlardı? Nasıl bir ergenlik geçirttim onlara? Hatırlayınca vallahi üzüldüm bizimkilere..
Ortaokulda çooook şişman bir çocuktum, 72'yi falan görmüştüm basküle çıktığımda. O dönemlere ait fotoğraflarım sandıkların en diplerinde aslında bir tarayıcım olsa ben buraya yüklerdim ama yok maalesef. Düşünün işte saçlarının uzunluğu kulaklarında bayağı bir gıdığı olan,yuvarlak surat,etli yanak, bariz şişko bir kız çocuğu! Tam olarak tasvirim buydu o zamanlar. Bu kilolar yüzünden asosyal olmuştum, doğum günü partilerine, sınıfça gidilen pikniklere, 4-5 arkadaş buluşup sinemaya falan gitmiyordum tabi ki.. Hiç bişey yapamadığım için kendimi derslerime vermiştim ki bu yüzden ortaokulda derslerim diğerlerinden oldukça iyiydi. Kilolarımın sorumlusu anne-babamdı benim için, neden bana dur dememişlerdi ki? Evde sürekli suskundum , içime kapanık dolaşıyordum. taa ki Lise zamanlarıma kadar.
O kilonun bir kısmını yaz tatilinde bisiklet tepesinde geçirdiğim için verdim! Şöyle 10kg kadar verdim ama yine tombulum. Artık isyanım herşeye anneye,babaya, okula, düzene, eğitime herşeye :) Eve gelir gelmez odama geçiyor ve ordan asla çıkmıyorum. Annem kapıma gelip kızım birazda bizimle otur içerde, hep burdasın diyor ,hayır diyorum ben burda iyiyim.
Çok acayip sosyalistim o sıralar, önüme gelen herkese anlatıyorum sosyalizmi..(Ne haddime acaba) Siyahtan başka renk giymiyor, rock ve protest müzikten başka bişey dinlemiyor ve deli gibi sigara içiyorum! Başka tür müzik dinleyenleri anlamıyor, TSM seven babama gülüyorum, arabada giderken onun dinlediğine dayanamayıp kavga ediyorum !
Bi de bateri istiyorum babamdan sanki hakediyormuşum gibi! Derslerim berbat, kimi zaman okula kafama göre gitmiyorum bile, okul da neymiş, daha önemli meseleler var halledilecek, bunları konuşuyoruz, arkadaşlarla, ne yapmalı diye..? Bateri almıyor tabi ki babam bana (ki o zaman alabilecek gücü de vardı) harçlıklarımı biriktirip 2.el bi bateri alacaktım ama olmadı, o para başka şeylere gitti. Ama hala ilk bagetlerimi saklarım! İçimde ukde kalan bateriyi sonraları bateri dersi alarak azıcık da olsa gidermiştim.Bu ergenlik dönemi hayatın gerçekten (!) gerçeklerini anladığım yıllarda bitti.. Tüm isyanlarım 18 yaşımdı sanırım, derin bir sessizliğe büründü, çünkü evimizde tüm dünyanın sorunlarından daha büyük sorunlar oluşmaya başlamıştı, neyse..
Sözün özü ailemden özür diliyorum yahu! Ne zorlamışım onların sınırlarını, ben olsam ne yapardım, ne ederdim böyle bir çocuğa? Laftan anlamayan, kafasının dikine giden, sokaklardan eve gelmeyen, odasından asla çıkmayan! Her söyleneni saçma bulan.. Büyüklerine kimi zaman saygısızlık eden ! Allah anne-babamı başımdan eksik etmesin, onlara minnettarım o zorlu dönemde beni yinede (!) anlamaya çalıştıkları için..
Ortaokulda çooook şişman bir çocuktum, 72'yi falan görmüştüm basküle çıktığımda. O dönemlere ait fotoğraflarım sandıkların en diplerinde aslında bir tarayıcım olsa ben buraya yüklerdim ama yok maalesef. Düşünün işte saçlarının uzunluğu kulaklarında bayağı bir gıdığı olan,yuvarlak surat,etli yanak, bariz şişko bir kız çocuğu! Tam olarak tasvirim buydu o zamanlar. Bu kilolar yüzünden asosyal olmuştum, doğum günü partilerine, sınıfça gidilen pikniklere, 4-5 arkadaş buluşup sinemaya falan gitmiyordum tabi ki.. Hiç bişey yapamadığım için kendimi derslerime vermiştim ki bu yüzden ortaokulda derslerim diğerlerinden oldukça iyiydi. Kilolarımın sorumlusu anne-babamdı benim için, neden bana dur dememişlerdi ki? Evde sürekli suskundum , içime kapanık dolaşıyordum. taa ki Lise zamanlarıma kadar.
O kilonun bir kısmını yaz tatilinde bisiklet tepesinde geçirdiğim için verdim! Şöyle 10kg kadar verdim ama yine tombulum. Artık isyanım herşeye anneye,babaya, okula, düzene, eğitime herşeye :) Eve gelir gelmez odama geçiyor ve ordan asla çıkmıyorum. Annem kapıma gelip kızım birazda bizimle otur içerde, hep burdasın diyor ,hayır diyorum ben burda iyiyim.
Çok acayip sosyalistim o sıralar, önüme gelen herkese anlatıyorum sosyalizmi..(Ne haddime acaba) Siyahtan başka renk giymiyor, rock ve protest müzikten başka bişey dinlemiyor ve deli gibi sigara içiyorum! Başka tür müzik dinleyenleri anlamıyor, TSM seven babama gülüyorum, arabada giderken onun dinlediğine dayanamayıp kavga ediyorum !
Özgür olmak istiyorum , anne-baba, okul vs herşey saçma! Ben özgürüm istediğimi yaparım, diyorum ve gerçekten bu şehrin sokaklarında tabuları yıkıyoruz arkadaşlarımla.. Gitarlar çalıp şarkılar söylerek harçlığımızı çıkarmaya başlıyoruz. Sadece siyah giyiyoruz dedim ya siyahtan başka bir renge katlanamıyoruz.
Aşığız, aynı zamanda aşık olduğumuz adamlara sinirliyiz, ona da isyan ediyoruz :) Meydanlarda bağırıken yerel gazetede fotolarımı görüyorlar anne ve babam, çok fena kavga ediyoruz yine; gitmeyeceksin, gidicem... Ve yine seslerini susturuyorum onların protest müziğimin son sesiyle..
Sözün özü ailemden özür diliyorum yahu! Ne zorlamışım onların sınırlarını, ben olsam ne yapardım, ne ederdim böyle bir çocuğa? Laftan anlamayan, kafasının dikine giden, sokaklardan eve gelmeyen, odasından asla çıkmayan! Her söyleneni saçma bulan.. Büyüklerine kimi zaman saygısızlık eden ! Allah anne-babamı başımdan eksik etmesin, onlara minnettarım o zorlu dönemde beni yinede (!) anlamaya çalıştıkları için..
5 Ekim 2011 Çarşamba
Evlilik yolunda ilk adım!
3 kız kardeş olduğumuzu söylemiştim daha önceden. Seda,ben ve Bersu. Evde Allah izin verirse ilk evlenecek olan benim gibi görünüyor an itibariyle. Annem babam ve biz oldukça tecrübesiziz, babam nişan pastasını falan ben yapacağım diyor :) Asıl mesleği pastacılık oldukça hevesli. Üç gündür gripten inliyorum, kafamı kaldıramıyorum açıkcası. Her yerim dökülüyor burnum fış fış kayıkçı modunda :( Ama bugün gideyimde söz merasimi için bi elbise bi ayakkabı bakayım dedim.
Allah'ım her zaman söylerim dünyanın en rahatsız yerlerinden birisi de deneme kabinleri ! O kadar çok elbise denedim ki hatırlamıyorum bile. Ve o kabinlerin havasız ortamında daha çok hasta oldum sanırım, bi ara boğulacaktım :) Deneme kabinleri havalandırmalı ve daha geniş olmalı! Bu arada artık 36 bedene gayet rahat giriyorum! (maşallah nazar değmesin) Hatta bir mağaza da XS beden bir elbise giydim inanamadım hatta bunda bi yanlışlık vardır dedim mağaza görevlisine :)
Eee o kadar yemeden içmeden kesildim 10 gündür, 1 haftada 4kg verdim, azıcık meyvelerini yiyeyim ama dimi ?
Neyse konumuza dönersek bir tane elbise buldum çok da uygun çok da güzel! Abartısız sade hanım hanımcık bir elbise, kahve ikram ederken rahat olayım diye usturuplu bir model beğendim. Elbise lacivert, altına ya taba rengi ya da pudra rengi topuklu bir ayakkabı düşünüyorum.Aslında göğüs dekolteli puantiyeli çok harika bir elbise beğenmiştim ama, onla kahve falan verilmez, müstakbel kayınvalidem ne der sonra :)
Yahu daha söz yüzüğümü seçeceğim, püf... Tatlı heyecanlar ama çok da stresli anacım..Hepsi önüme konsa ben hiç uğraşmasam ne güzel olur. Tek düşündüğüm şimdi Gani'nin gelişi yine Almanyada çünkü :( Samsun'a bi gelsin şu an başka bişey istemiyorum..
Şu söz-isteme hayırlısıyla bir geçseydi. Sonra nişan, sonra da Allah izin verirse düğün!
Çok hastayım çok.. Yahu ben nasıl hasta olurum ki, kendime nazar değdirdim 5 senedir grip olmuyorum diye :(
Neyse sevgiler...
Allah'ım her zaman söylerim dünyanın en rahatsız yerlerinden birisi de deneme kabinleri ! O kadar çok elbise denedim ki hatırlamıyorum bile. Ve o kabinlerin havasız ortamında daha çok hasta oldum sanırım, bi ara boğulacaktım :) Deneme kabinleri havalandırmalı ve daha geniş olmalı! Bu arada artık 36 bedene gayet rahat giriyorum! (maşallah nazar değmesin) Hatta bir mağaza da XS beden bir elbise giydim inanamadım hatta bunda bi yanlışlık vardır dedim mağaza görevlisine :)
Eee o kadar yemeden içmeden kesildim 10 gündür, 1 haftada 4kg verdim, azıcık meyvelerini yiyeyim ama dimi ?
Neyse konumuza dönersek bir tane elbise buldum çok da uygun çok da güzel! Abartısız sade hanım hanımcık bir elbise, kahve ikram ederken rahat olayım diye usturuplu bir model beğendim. Elbise lacivert, altına ya taba rengi ya da pudra rengi topuklu bir ayakkabı düşünüyorum.Aslında göğüs dekolteli puantiyeli çok harika bir elbise beğenmiştim ama, onla kahve falan verilmez, müstakbel kayınvalidem ne der sonra :)
Yahu daha söz yüzüğümü seçeceğim, püf... Tatlı heyecanlar ama çok da stresli anacım..Hepsi önüme konsa ben hiç uğraşmasam ne güzel olur. Tek düşündüğüm şimdi Gani'nin gelişi yine Almanyada çünkü :( Samsun'a bi gelsin şu an başka bişey istemiyorum..
Şu söz-isteme hayırlısıyla bir geçseydi. Sonra nişan, sonra da Allah izin verirse düğün!
Çok hastayım çok.. Yahu ben nasıl hasta olurum ki, kendime nazar değdirdim 5 senedir grip olmuyorum diye :(
Neyse sevgiler...
Az önce çektim ;) En yakın dostlarım..
2 Ekim 2011 Pazar
Oğlan bizim kız bizim..
Nişanladık! Ayşenur nişanlandı! Allah tamamına erdirsin,inşallah.. Ayşenur çok güzel olmuştu yavru ağzı renkte uzun bir nişanlığı vardı ve ona çok yakıştı zaten güzele ne yakışmaz ama di mi? Canım benim o kadar heyecanlıydı ki; hani şu birbirine pasta yedirme merasiminde Adem'e değilde, kendi ağzına götürdü pastayı.. Herkes kahkaha attı ama bence çok tatlı oldu.. Nişan başlayana kadar çok gergindi ama olaylar geliştikçe o da gevşedi..
Kızımızı verdik :( Of ya kız vermek çok zor gerçekten, çok duygulandım:( Bundan sonra kızlar alınmasın ailelerinden, erkekler alınsın evinden,yurdundan yahu!
Bu arada 10 Kasım'da beni istemeye gelecekler inşallah.. Ben de mi gidiyorum yoksa? Sözüme davetlisiniz :)
Sevgiler..
Dipnot: bu arada söz ve isteme merasiminde kimler olur? ben en yakın 3 arkadaşımı çağırmak istiyorum ya sorun olur mu ? fikri olan varsa söylesin lütfen :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










